
Kategori: Belirtilmemiş
SELAM SEVGİLİ ZİYERETÇİLERİM.ARTIK YENİ BLOGUMDA SİZLERLEYİM.HEPİNİZİ ORAYA BEKLİYORUM.
kozmogirl.blogcu.com
13:57 - 2/6/2008 - {1} -

Kategori: Belirtilmemiş
EUROVİSİONDA MOR VE ÖTESİ 7. OLDU...
53. Eurovision Şarkı Yarışmasında Türkiye'yi temsil eden Mor ve Ötesi grubunun gitaristi Kerem Özyeğen, yarışmayı 7. olarak bitirmelerini "kendileri için çok iyi bir sonuç" olarak nitelendirdi.
Özyeğen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yarışmada komşu ülkelerin birbirini kollaması eminim ki etkili oldu, ama yine de biz birçok insana ulaştık ve kendi dilimizde iyi müzik yapmaya çalışan bir grubun bu renkli cümbüş içinde başarılı olduğunu gösterdik" diye konuştu.
En çok dikkat çekenin Türkiye'ye 8 puan veren İngiltere olduğunu belirten Özyeğen, Rus sanatçı Dima Bilan'ın birinci olması konusuyla ilgili olarak, bunu "doğru bir sonuç" olarak görmediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gerçek şu ki, Eurovision'da en sevilmeyen karakter olarak görülüyordu, ama Rusların Dünya Paten Şampiyonu Evgeni Pluşenko'yu Dima'nın basın toplantısına getirmeleri ve maddi açıdan büyük propaganda ve promosyon yapmaları muhakkak Rusya'nın lehine oynadı. Bu akıllı bir girişimdi, ama benim için 1 numara değil. Bence 1 numara olması gereken ülke Ukrayna veya Yunanistan'dı ve öyle de gözüküyordu."
"Yarışmayı 7. olarak bitirmemiz bizim için çok iyi bir sonuç" diyen Özyeğen, beklemedikleri yerlerden Türkiye'ye puanlar geldiğini ifade ederek, "Ancak Gürcistan ve Yunanistan'dan, promosyon turu yaptığımız ülkelerden puan gelmemesi beni biraz şaşırttı" dedi. Yarışmanın başında beklediklerinden daha iyi puan topladıklarını, ancak sonuna doğru gelen puanların azaldığını belirten Özyeğen, "Eurovision benim için en güzel olaylardan biri. Burada geçirdiğimiz en güzel tecrübelerden biri, diğer ülkelerden müzisyenler, sahne işçileri ve sanatçılarla bir araya gelmek ve deneyimi paylaşmak. Aslında farklı müzik türlerinin de ortak noktalarda nasıl buluşabildiğini gördük. Ön yargıların aşılması konusunda iletişimin ne kadar önemli bir faktör olduğunu da fark ettik" dedi.
53. Eurovision Şarkı Yarışmasında Türkiye'yi temsil eden Mor ve Ötesi grubunun gitaristi Kerem Özyeğen, yarışmayı 7. olarak bitirmelerini "kendileri için çok iyi bir sonuç" olarak nitelendirdi.
Özyeğen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yarışmada komşu ülkelerin birbirini kollaması eminim ki etkili oldu, ama yine de biz birçok insana ulaştık ve kendi dilimizde iyi müzik yapmaya çalışan bir grubun bu renkli cümbüş içinde başarılı olduğunu gösterdik" diye konuştu.
En çok dikkat çekenin Türkiye'ye 8 puan veren İngiltere olduğunu belirten Özyeğen, Rus sanatçı Dima Bilan'ın birinci olması konusuyla ilgili olarak, bunu "doğru bir sonuç" olarak görmediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gerçek şu ki, Eurovision'da en sevilmeyen karakter olarak görülüyordu, ama Rusların Dünya Paten Şampiyonu Evgeni Pluşenko'yu Dima'nın basın toplantısına getirmeleri ve maddi açıdan büyük propaganda ve promosyon yapmaları muhakkak Rusya'nın lehine oynadı. Bu akıllı bir girişimdi, ama benim için 1 numara değil. Bence 1 numara olması gereken ülke Ukrayna veya Yunanistan'dı ve öyle de gözüküyordu."
"Yarışmayı 7. olarak bitirmemiz bizim için çok iyi bir sonuç" diyen Özyeğen, beklemedikleri yerlerden Türkiye'ye puanlar geldiğini ifade ederek, "Ancak Gürcistan ve Yunanistan'dan, promosyon turu yaptığımız ülkelerden puan gelmemesi beni biraz şaşırttı" dedi. Yarışmanın başında beklediklerinden daha iyi puan topladıklarını, ancak sonuna doğru gelen puanların azaldığını belirten Özyeğen, "Eurovision benim için en güzel olaylardan biri. Burada geçirdiğimiz en güzel tecrübelerden biri, diğer ülkelerden müzisyenler, sahne işçileri ve sanatçılarla bir araya gelmek ve deneyimi paylaşmak. Aslında farklı müzik türlerinin de ortak noktalarda nasıl buluşabildiğini gördük. Ön yargıların aşılması konusunda iletişimin ne kadar önemli bir faktör olduğunu da fark ettik" dedi.
10:30 - 26/5/2008 - {yok} -

BU SİTEDE SİGARA YASAĞI BAŞLADI....
00:07 - 21/5/2008 - {yok} -

Kategori: Belirtilmemiş
Selam arkadaşlar bu aralar biraz yogunum.dikiş kursuna yazıldım.yeni kıyafetler dikmeyi öğreniyorum, o yüzden bu aralar pek fazla blogumla ilgilenemiyorum ama en yakın zamanda diktiğim kıyafetlerimle ve yepyeni yemek tariflerimle sizinle olacağım.Beni bekleyin..........
15:44 - 12/2/2008 - {yok} -


12:46 - 30/12/2007 - {3} -


00:48 - 30/12/2007 - {yok} -


HOŞGELDİN YENİ YIL 2008
Yaşamın kaynağı .Sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir
şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk
hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da
pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara!
Mutluluk
bankasının sevgi şubesinde, 2008 no'lu hesabınıza, 365 gün daha
yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle.. MUTLU YILLAR...
Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2008 yılına gireceğimiz şu
günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi
oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize
uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!
YENİ
YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için
düşlerini ikiyle çarp bu kez... Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır
kendine... MUTLU YILLAR!!
2007 yılı acılarımızla,
sevinçlerimizle geride kalacak. 2008 daha fazla umut, daha fazla
sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu
yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm
sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur
getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar!!
Bembeyaz yağan kar, ne
yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını... Yeni bir gelecek sunar
bize ve yeni bir başlangıç... Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize
barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey
gönlünüzce olsun!
2008 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2007
yılının tüm olumsuzluklarını bize unuttutabilsin.. İsteklerimizin
gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..
Yeni bir yıla girerken
sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip
giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!
Kardeşliğin
doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de
mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!
2008 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!
Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..
Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar...
Yeni yılda melekler sihrini göstersin ve bütün neşe ve mutluluklar sana gelsin. Mutlu Yıllar!!!
Yeni yılın sana neşe ve mutluluk getirmesi dileğiyle ..en içten sevgilerimle..
Daha iyi yıllara, hep birlikte, elele.. MUTLU YILLAR !!!
00:39 - 30/12/2007 - {1} -

Reşat Nuri Güntekin’in romanından televizyona uyarlanan Kanal D’nin reyting rekorları kıran dizisi “Yaprak Dökümü'', her hafta ekran başındaki izleyicilere heyecanlı dakikalar yaşatıyor.
İLKNUR TAŞ / MİLLİYET TELEVİZYON
Dizide eşi Yaman’ı ortağı Oğuz’la aldatan ve ondan hamile kalan “Ceyda “karakteriyle kamera karşısına geçen Başak Sayan, seyircinin kendisinden nefret ettiğini söyledi.
■ “Yaprak Dökümü''ne olan ilgi sürekli artıyor. Dizinin bu kadar ilgi göreceğini tahmin ediyor muydunuz?
İnsanların seveceğini tahmin edebiliyordum. Senelerdir onlarca senaryo okudum. Bakınca az, çok bu iş tutar, sevilir ya da sevilmez diyebiliyorsunuz. Ama bu kadar büyük bir patlama yaşayacağı hiç aklıma gelmemişti. Zaten ilk 7-8 bölüm reytinglerimiz çok iyi değildi. Biraz hayal kırıklığı yaşar gibi olduk. “Eyvah'' dedik ama sonradan insanlar çok sahip çıktılar.
■ İnsanların diziye bu denli sahip çıkmalarını neye bağlıyorsunuz?
Dizimiz insanların unuttukları değerleri anlatıyor. Günümüzdeki yozlaşmanın tam tersi bir hayatı işliyor. Bu insanların içten içe özlem duyduğu bir şey. Günlük hayatın koşuşturması, büyük metropollerde yaşayan insanların o sıkışıklığı, kendini anlatamaması, o büyük aile bireylerinin birbirlerine sımsıkı sarılması durumu çok geride kaldı. İnsanlar artık çok kopuk ve yalnız yaşıyorlar.
Büyük şehirde yaşamanın getirmiş olduğu bir şey bu. Aslında artık büyük şehirlerde değil, neredeyse her yerde mevcut. İnsanlara unuttukları şeyleri hatırlattığı için çok sıcak geldi. Çünkü hepimizin hatıralarında buna benzer anılar mevcut. Hepimizin canını yakan babanın bir bakışı, bir sözü ya da anneye etmiş olduğu bir söz vardır. İzlediğin zaman onu hatırlıyorsun. Bir sıcaklık hissediyorsun, kendini yakın buluyorsun. O yüzden insanlar bu kadar benimsediler.
■ Ekran başındakileri çoğu zaman ağlatıyorsunuz. Siz oynarken ya da izlerken etkileniyor musunuz?
Ben okurken ağlıyorum biliyor musunuz? Bazen çok alakasız yerlerde ağlayabiliyorum. Sette senaryoyu okurken ağlıyorum bazen. Mesela Leyla’nın babasının söylediği bir söze karşılık söylediği bir söz vardı. Onu okurken ağladım. Bana babamla ilgili bir şeyi hatırlattı. Benim ağlamam çok kolay bir şey değildir. İşin içinde olduğum halde senaryo beni çok etkiliyor. Beni ağlatıyorsa, ekran başındaki insanların ağlaması çok normal.
Oradaki bir bakış, bir söz, öyle bir yerinize dokunuyor ki, bir an hatıralarınız, acılarınız aklınıza geliyor.
■ Eşini aldatan, diğer taraftan da yuva yıkan bir kadın rolündesiniz. Sokakta insanların tepkileri nasıl oluyor?
Ben yaprakların dökülmesine sebep oldum. İlk başta acayip çok sert tepkiler aldım. “Seni sevmiyoruz'' “Senden nefret ediyoruz'' diyerek kötü davranıyorlardı. Alışverişe çıktığımda, mağazaları dolaştığımda bu tarz şeyler çok yaşadım. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Yolda bebekle ilgili sorular soruyorlar, öğütler veriyorlar, özellikle yaşı benden büyük olan insanlar. Onların tepkileri beni mutlu ediyor. Demek ki doğru bir şekilde aksettirmişim rolümü. İnsanlar benden nefret ediyor. O duygu geçmiş onlara demek ki.
■ Bebek Oğuz’dan çıktı. Bundan sonra Ceyda’yı neler bekliyor?
Evet DNA testi yapıldı ve bebeğin Oğuz’dan olduğu ortaya çıktı. Ceyda çok zor duruma düştü. Seyirciler, benim başıma gelenleri şaşkınlık içerisinde izleyecekler.
Benim bile hayal edemediğim şeyler olacak. Senaryomuz çok zekice yazılıyor. İnsanlar “Vay be, bunlar bunu da mı yaşayacakmış?'' diyecek. Hatta nefret edenler bile bana acımaya başlayacak.
■ Geniş Zamanlar’da da yuva yıkan bir kadındınız. Sürekli aynı tarz rollerin teklif edilmesi sizi mutsuz etmiyor mu?
Aslında hep kötü kadın ya da yuva yıkan kadın olmadım. Geniş Zamanlar ve Yaprak Dökümü dizilerinde aynı anda ve benzer roller oynadığım için insanların kafasında kötü kadın imajı oluştu. Suna çok hesapsızca yaşayan, iki adım sonrasını düşünmeyen, hissettiği şeyleri anında hayatına geçiren tutkulu bir kadındı. Kötü bir kadın değildi. Ceyda karakteri de bilerek kötülük yapmıyor. Bir insanın canını yakmak istemiyor. Dizide başka kötü karakterler de var. Neden ben en kötüsü ilan edildim bilmiyorum. Ceyda çok soğuk bir kadın. O büyük tutkusunu, soğuk görüntüsünün arkasına gizliyor. Bu nedenle hiçbir duygusal tepki göstermediği için onu kötü olarak nitelendirdiler. Ceyda tam olarak bilinmeyen olduğu için insanlar korkuyor. Ceyda soğuk ama aşkının peşinden giden bir kadın. “Memnun değil misin?'' diye sorarsan, kötü bir karakter yazıldığında ilk akla gelen isimlerden olmak kötü bir şey değil. Demek ki işimi iyi yapıyorum.
■ Özellikle oynamayı istediğiniz bir karakter var mı?
Bir erkeği oynamayı çok istiyorum. Çok kadınsı gözüken biriyim ama inanılmaz erkeksi bir tarafım da var. Bir erkeği çok iyi oynayacağımı biliyorum. Onun dışında benim öyküsünü yazdığım çok sağlam bir proje var. Sinema filmi olarak çekeceğiz. Türkiye’nin yanısıra yurtdışında da çok ses getirecek bir proje. Çok evrensel bir hikâye. Orada çok istediğim bir karakteri oynayacağım. Birçok festivale katılacak ve ödül almadan dönmeyecek bir sinema filmi olacak.
15:21 - 23/12/2007 - {yok} -


17:09 - 24/10/2007 - {2} -


Karanlık bir ortamda çok daha etkili olan bir illüzyon.
Yukardaki ampülün ortasındaki tele 30 saniyeden uzun bir süre, yakından ve elinizden geldiğince gözünüzü az kırparak konsantre olun. Ardından rahatlayın, sağındaki beyaz boşluğa gözünüzü kaydırın ve birkaç saniye bekleyin. Yanan bir ampül göreceksiniz. Gözünüzün retina tabakasındaki ışığa duyarlı reseptörler aldığı mesajları elektriksel kodlara çevirip nöronlarınıza iletir. Nöronlar da bu kodlara yanıt verir bu şekilde görüntü beyine kadar gider.
Uzun süre sabit bir görüntüye bakarsınız, retinadaki bu reseptörlerin resmin parlak bölümü ile ilgilenen bölümü yorulur. (hissettiğiniz ağrı da bundan kaynaklanır). Artık yorulan hücreler tam performans veremez ve yeni bir görüntü ile karşılaşınca mesajı tam olarak algılayamaz. Bu nedenle, konsantre olduğunuz çizimin üzerindeki parlak yerler (beyaz renkli bölümler) diğer kutuda, yeni beyaz fonu göremez, siyah görüyormuş gibi mesajlar gönderir beyne.
Tabi aynı zamanda resmin siyah bölümüyle ilgilenen hücreleriniz yorulmamıştır. Onlar yeni beyaz fonu kusursuz bir şekilde beyne iletmektedir.
Bu birleşim de beyninizde hayali bir yanan ampül görüntüsü yaratır. Ve buna "Negatif Arka Görüntü" denir.

Üsttede üç surat iç içe girmiş.

Üstteki şekilde siyah fonda beyaz bi vazo mu, beyaz fonda birbirine bakan iki surat mı var?
Aynı bakışla iki görüntüyü de rahatlıkla farkedebiliyorsunuz.

Üstte neşeli suratları ters döndürünce üzgün suratlar meydana çıkıyor.

Üstteki şekilde ne görüyorsunuz?
Hala farkedemediyseniz, bu anlamsız bakışın tadını çıkartın. Bu resimde ne olduğunu öğrendikten sonra bir daha aynı şekilde anlamsız karalamalar göremeyeceksiniz.
Size doğru bakan bir öküz yer alıyor bu resimde.
Ön yargı da diyebiliriz buna. Beynimiz anlamlı olanı kabul ediyor. Aksini bir daha algılamıyor.

Yukardaki resme bakın. Mükemmel hazırlanmış bir illüzyon. Siz hangisini önce farkediyorsunuz? Bir avuç içini mi, yoksa yarıçıplak bayanı mı?
Biraz inceledikten sonra hangisnin bayan hangisinin avuç içi olduğunu rahatlıkla farkedebiliyoruz.
Bel kıvrımları ve surattaki buğu etkisi oldukça belirtici. Zaten ayaklar herşeyi gözler önüne seriyor. Kimi avuç içini hiç farketmiyor bile.

Yukarda kaç surat olduğunu sayabilirmisiniz?

Yukarda bir yüzmü yoksa iki yüz mü var?

Yukardaki şekilde sol alt tarafa bakan yaşlı kadınla beraber, arkasını dönmüş genç kızı da farkedebiliyor musunuz ?
1915 te ünlü İngiliz çizer W. E. Hill tarafından yapıldığı sanılan bu çizimin gerçek emekçisinin bir Alman olduğu ve projesini 1888 de tamamladığı uzun bir süre sonra anlaşıldı.
Bir postakartı olarak tasarlanan bu resmin beklendiğinden çok daha büyük ilgi görmesi, üzerindeki çalışmaların uzun yıllar devam etmesini sağladı.

Basitçe, imkansız. Peki ayrıntılı olarak?
Hata nerede? Nereyi kaldırırsanız veya nereyi değiştirirseniz resim imkanlı hale gelir?
Bu imajı düzeltmenin bir çok yöntemi var. Kapılarda bir terslik var gibi gözükebilir, oysa alakası yok. En kolay yöntem ufuk seviyesinin üstünde kalan bölümü sağ-sol doğrultusunda ters çevirmek (ayna görüntüsü) olabilir.

Yukardaki resimde hem bir küpeli yaşlı adam görüyorsunuz hem de o adamın yüzünde,
adamın boydan bir resmini ve bir kız görüyorsunuz.

Yukardaki resmi dikkatle incelerseniz gerçekten ters giden bir şeylerin farkına varırsınız.
16:35 - 20/10/2007 - {yok} -
cols="10" name="textarea">